Dini ve İslami Bilgiler | Allah yolunda

İslam’da Nafaka Nedir?

İslam’da Nafaka Nedir?

İslam’a göre nafaka nedir? İslam’da nafaka ve çeşitleri.

Nafaka sözlükte; azık, yiyecek, infak edilen şey ve ev reisinin sağlamak zorunda olduğu yiyecek, giyecek, mesken ve benzeri şeyleri ifade eder. Bir fıkıh terimi olarak; yiyecek, giyecek ve meskenden kişiye yetecek miktarı ifade etmek üzere kullanılır. Çoğulu “nafakâf’tır. Türkçede nafaka yerine “geçim masrafı” veya “geçim harcamaları” gibi ifadeler kullanılır.

NAFAKA ÇEŞİTLERİ

Nafaka genel olarak ikiye ayrılır:

1) Kişinin kendisine gerekli olan geçim harcaması. Bu, başkasına vereceği nafakadan önde gelir. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Önce kendi nefsine, sonra nafakası sana gerekli olan kimselere tasadduk et.”[1]

2) Kişinin, başkasının geçim harcamalarını karşılaması. Bu çeşit nafaka üç nedenden birisine dayanır. Evlilik, nesep hısımlığı veya mülkiyet bağı.

İSLAM’DA NAFAKA

İslâm’da koca, eşinin ve belirli yaşa ya da iş ve meslek sahibi oluncaya kadar çocuklarının geçim masraflarını karşılamakla yükümlü tutulmuştur. Anne-baba ve diğer yakın nesep hısımları da fakir düşerlerse “geçimi sağlama yükümlülüğü” onları da kapsamına alır. Hatta bir ailenin yanında malik ve zilyed sıfatıyla bulunan, süt, et, yumurta veya gücünden yararlanılan hayvanların bakım görevi de evin erkeğine aittir.[2] İnsanın sosyal ve ekonomik problemlerini çözen İslâm, toplumla iç içe yaşayan hayvanların haklarına da eğilmiştir. Nitekim bir hayvanın açlık veya susuzluk yüzünden ölümüne neden olmak sorumluluğu gerektirir. Allâh’ın Rasûlü şöyle buyurmuştur: “Açlıktan ölünceye kadar hapsettiği bir kedi için bir kadın azap olundu. Ona kendisi yedirmediği gibi, toprak haşeratını yiyebilmesi için serbest de bırakmadı.” [3] Diğer yandan başka bir hadiste de, İsrailoğullarından günahkâr bir kimsenin, bir kuyunun başında susuzluktan ölmek üzere olan bir köpeğe su verdiği için mağfiret olunduğu bildirilmiştir.[4]

Bir hayvanın sahibi onu aç veya susuz bırakırsa çoğunluk müctehitlere göre hem diyaneten hem de kazâen bu hayvana bakmaya zorlanır. Hanefîlere göre ise kazaen (mahkeme yoluyla) buna zorlanamaz. Diğer yandan bir hayvana gücünü aşan yükün yükletilmesi caiz değildir.[5]

Hayvanların geçimi ve korunması için bile bu kadar hassas olan bir dinin, insanların geçiminin sağlanması ve onların korunması için gerekli önlemleri alması ve düzenlemeler yapması tabiidir.

Dipnotlar:

[1]. Müslim, Zekât, 95, 97, 106; Ebû Dâvûd, Zekât, 39, 40; Ahmed b. Hanbel, II, 94. [2]. Kâsânî, age, IV, 40. [3]. Buhârî, Enbiyâ, 54, Şirb, 9; Müslim, Selâm, 151, 152, Birr, 133, 134; Nesâî, Küsüf, 14, 20; İbn Hanbel, II, 159, 188, 286, 424. [4]. bk. Buhârî, Enbiyâ, 54. [5]. Kâsânî, age, IV, 40; Şirâzî, el-Mühezzeb, II, 168.

Kaynak: Prof. Dr. Hamdi Döndüren, Delilleriyle Aile İlmihali, Erkam Yayınları

REKLAM ALANI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ