Dini ve İslami Bilgiler | Allah yolunda

İnsanların Allah’a Yakın Olanları

İnsanların Allah’a Yakın Olanları

Kur’ân-ı Kerîm, beşeriyet için Rahmânî sadâları işitmek, ilâhî nefhayı rûhunda hissetmek ve daha bu dünyada iken Allah ile mükâleme etmenin en feyizli yoludur. Tefekkür, tertîl ve edeple Kur’ân okumak, Allah ile konuşmak gibidir.

Nitekim Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuşlardır:

“Sizden birisi Rabbi ile münâcât ve mükâlemeyi (O’na yalvarıp O’nunla konuşmayı) severse huzûr-i kalp ile Kur’ân okusun.” (Süyûtî, I, 13/360)

HAYIRDA MESÂFE KAT EDENLER

Cenâb-ı Hak, Kur’ân-ı Kerîmʼden istifâde hususunda insanoğlunun durumunu şöyle beyan buyurmaktadır:

“Sonra Kitâb’ı, kullarımız arasından seçtiğimiz kimselere verdik. İnsanlardan kimi kendisine zulmeder, kimi ortadadır, kimi de Allâh’ın izniyle hayırlarda öne geçmek için yarışır. İşte büyük fazîlet budur.” (Fâtır, 32)

Yani insanların kimisi Kur’ân okuduğu hâlde, okuduğu boğazından aşağıya inmez, kalbinde akis bulmaz ve amellerine yansımaz. Böylece nefsine zulmederek en büyük nîmeti ziyân eder. Kimisi orta yoldadır, kâh amel eder, kâh ihmâl eder. Kimisi de Kur’ân’ın feyz ve rûhâniyetiyle Hakkʼa râm olup hayırlarda mesafe kateder. İşte en kazançlı çıkanlar onlardır.

İNSANLARIN ALLAH’A YAKIN OLANLARI

Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir defasında:

“–Şüphesiz insanlardan Allâh’a yakın olanlar vardır!” buyurmuştu.

Ashâb-ı kirâm:

“–Ey Allâh’ın Rasûlü! Onlar kimlerdir?” diye sorunca Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:

“–Onlar Kur’ân ehli, Allah ehli ve Allâh’ın has kullarıdır!” cevabını verdi. (İbn-i Mâce, Mukaddime, 16)

Kurʼân ehli olabilmek için; kalplerimizin Kurʼânʼın feyz ve rûhâniyetiyle dolu olması, hâl ve davranışlarımızla Kurʼânʼın canlı bir tefsiri olmaya gayret etmemiz ve bu ruhla emr biʼl-mârûf ve nehy aniʼl-münkerde bulunmamız gerekir.

KUR’ÂN İSTİKAMETİNDE BİR HAYAT YAŞAMAK

Kur’ân istikâmetinde bir hayat yaşamak, her mü’minin vazifesidir. Aksi hâlde âhirette Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in şefâat-i uzmâsını beklerken O’nun bizden şikâyetçi olması da muhtemeldir. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’in hilâfına bir hayat yaşayanlar hakkında âhirette Peygamber Efendimiz’in Rabbine şikâyette bulunacağı, âyet-i kerîmede şöyle bildirilmektedir:

“Peygamber der ki: Ey Rabbim! Kavmim bu Kur’ân’ı büsbütün terk etti.” (el-Furkân, 30)

GIPTA EDİLECEK İKİ KİŞİ

Nesillerini muhâfaza duygusu içinde çırpınan bitkiler ve hayvanlar karşısında, kâinâtın en yüksek varlığı olan insanların nesillerini mânevî duygulardan ve Kur’ân nûrundan bîgâne yetiştirmeleri çok acıdır.

Hadîs-i şerîfte buyrulur:

“Sadece şu iki kimseye gıpta edilir: Biri Allâh’ın kendisine Kur’ân verdiği ve gece gündüz onunla meşgul olan kimse, diğeri Al­lâh’ın kendisine mal verdiği ve bu malı gece gündüz O’nun yolunda harcayan kimse.” (Buhârî, İlim, 15)

Günümüzde birçok sporcu ve artistlerin hayat hikâyeleri dahî ezberlenip hâl ve tavırları örnek alınırken, ebedî hakîkat ve saâdet yolunun rehberleri olan peygamberler hakkındaki Kur’ân mesajlarından kâfî derecede ibret alınmaması ne hazindir…

PEYGAMBER EFENDİMİZ KUR’ÂN TALEBELERİNE ÖNEM VERİRDİ

Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz; Muhâcirler’i de Ensâr’ı da severdi. Fakat en çok vakit ayırdığı, maddî-mânevî ihtiyaçlarıyla en çok ilgilendiği kimseler, Suffe Ashâbı idi. Onların açlarını doyurur, çıplağını giydirir, hasta olanıyla bizzat ilgilenirdi. Öncelik onlardaydı. Çünkü onlar; Kur’ân hâdimleriydi. Çünkü onlar, o gün Kur’ân talebeleriydi; yarın da insanlığın Kur’ân muallimleriydi.

PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN BEDDUA ETTİĞİ KİMSELER

Kendisini Tâif’te taşlayanlara bile bedduâ etmeyen Rahmet Peygamberi’­nin Kur’ân muallimlerine yapılan ihânet karşısında bedduâ etmesi, Kur’ân hizmetine mânî olanların ne büyük bir cürüm işlediklerinin bir ifâdesi olduğu gibi, Kur’ân hizmetini ihlâsla îfâ etmenin, Allah ve Rasûl’ünün nazarında ne şerefli bir yeri olduğunun da açık bir delîlidir.

KUR’ÂN-I KERİM’İ EN İYİ ANLAYANLAR

Mevlânâ Hazretleri buyurur:

“Kur’ân-ı Kerîm, peygamberlerin hâl ve vasıflarıdır. Okuyup tatbik edersen, kendini peygamberlerle, velîlerle görüşmüş farzet! Kur’ân okuduğun hâlde, onun emirlerine uymaz ve Kur’ân ahlâkını yaşamazsan, peygamberleri ve velîleri görmenin sana ne faydası olur?.. Kur’ân-ı Kerîm’i en iyi anlayanlar, onu yaşayanlardır.”

KUR’ÂN’I ÇOK OKUMALIYIZ!

Muhyiddîn-i Arabî Hazretleri’nin bir nasihati şöyledir:

“Kur’ân’ı çok okumalı ve mânâsını düşünmelisin. Okurken Allâh’ın sevdiği kullarını vasıflandırdığı güzel sıfatlara dikkat et ve onlarla vasıflan! Kur’ân’da zemmettiği, Allâh’ın gazabına uğrayanların vasıflandığı o mezmum sıfat ve huyları da gör ve onlardan kaçın! Çünkü Allah, kitabında bunları ancak amel etmen ve gereğini yapman için indirip zikretmiştir. Bu sebeple, Kur’ân okunduğunda, muhtevâsını iyi anlaman için Kur’ân ile ol!”

Kaynak: Osman Nûri Topbaş, Genç Dergisi, Yıl: 2016 Ay: Ocak Sayı: 112

REKLAM ALANI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ