Dini ve İslami Bilgiler | Allah yolunda

İmam ve Hatib’in Başarısını Etkileyen Faktörler

İmam ve Hatib’in Başarısını Etkileyen Faktörler

İmam ve Hatib’in mesleki başarasını etkileyen faktörlerler nelerdir? İmam ve Hatib’lerin mesleki başarısızlıkları nelerdir?

 a. İmam ve Hatip’tenden Kaynaklanan Sorunlar:  

Din görevlisi, toplumun dini hayatını yönlendirmede görev almış, sorumluluk üstlenmiş kişi demektir. İmamın görevi sadece namaz kıldırmak, Kur’an okumak ve okutmak, hatim, mevlit ve cenaze gibi dini merasimlerinin yapılmasını sağlamak değildir. Onun temel görevi topluma hizmet olup bu hususta önde olmaktır. Yanlış din anlayışlarını ortadan kaldırmak, dini öğretebilmek için çalışmak, kısacası fedakârlık yapmaktır.  

İmam ve Hatibin başarılı olabilmesi için mesleğini sevmesi ve cemaatine ilgi göstermesi gereklidir. Bir din görevlisi onlarla birlikte yaşayıp iyi ve kötü günlerinde onlarla hem-hal olabilmeli, karşılıklı güven, sevgi ve saygıya dayalı, sıcak ama seviyeli ilişkiler kurabilmelidir. Bir İmam ve Hatip halkın sorunlarını anlama ve çözmede bir rehber bir psikolojik danışman gibi olmalıdır. Karşısına gelen insanı özenli ve dikkatli bir şekilde dinlemeli, onların verecekleri ipuçları ile derdin nedenini tespit ederek çözüm yollarını bulmasına yardımcı olmalıdır. 

Cemaat her zaman mesleğinin ehli olan, yeterli, görevini titizlikle yürüten, bilgili, kültürlü, hâl ve hareketleriyle örnek bir yaşayışa sahip, kişilikli imam ve hatibe itibar etmiş, ona inanmış ve güvenmiştir. Temsil gücü zayıf ve yetersiz olana ise itibar etmemiştir.

İmam ve Hatibin bulunduğu mevkî ve göreve bağlı olarak daha yapıcı, birleştirici olması gerekir. Bu hem anlattığı dinin özüne uygun olan hem de kendisinden beklenendir.

Bütün bunlardan hareketle din hizmetini zorlaştıran ve engelleyen nedenlerden imam ve hatible ilişkili olanları şöyle sıralayabiliriz:

1.Bilgi yetersizliği: Temel dini ve ahlaki bilgilerden yoksunluk. Genel kültür bakımından yetersizlik.

2.İlgi yetersizliği: Mesleğini sevmeme ve benimsememe. İşine özen göstermeme. Cemaati önemsememe.

3.Liyakât ve temsil yetersizliği: Teorik ve pratik açıdan işini gereği gibi yapamama. Kendine yakışmayan ortamlarda ve davranışlarda bulunma.

4.İletişim yetersizliği: Cemaatle yakın ilişkiler kuramama. Cemaati ve sorunlarını dinlememe ve anlamama. Görev alanını yalnız cami ile sınırlı tutma.

Eğer problem bir din görevlisinden kendisinden kaynaklanıyorsa önce kendisini tanıması gerekir. “مَنْ عَرَفَ نَفْسَهُ فَقَدْ عَرَفَ رَبَّهُ ” (Kendini bilen Rabbini bilir).

Eksik ve zayıf yönlerini bilmeli ve zaman içinde gidermelidir. Bireyler doğuştan neler ne tür bir potansiyele sahip olduklarını tam olarak bilemezler. Bunların ortaya çıkarılması ve geliştirilmesi bir eğitim süreciyle mümkündür. Bir insan, bazı yetenekleri eksik olsa bile mevcut olanları kullanarak başarıya ulaşabilir. Örneğin sesi çok güzel olmayan bir insan, bilgisini artırarak bu açığını kapatabilir.

Kendini tanıyan insan, her şeyden önce, kendisi gibi diğer insanların da saygınlığı olduğunu, onların da yetenekleri, yeteneksizlikleri, imkânları ve imkânsızlıkları olduğunu bilir. Bunların ya doğuştan ya da çevre etkileriyle oluştuğunun farkına varır. İnsanlardaki bilgi ve davranış eksiklerini normal karşılar. Hiç kimseyi eksik ve yanlışlarından dolayı hor görmez. Bu özelliklere sahip kişi cemaat tarafından sevilir. Çünkü insanlar, kendilerini seven, oldukları gibi kabul edip değer veren, anlayan, kendilerine saygı duyan ve yardım etmeye çalışan kişileri severler. 

b. Cemaatten Kaynaklanan Sorunlar:          

İyi hizmet verebilmek, hizmet verilecek toplumu, yani hedef kitleyi iyi tanımaya bağlıdır. Cemaatin yapısı, eğitim düzeyi, sosyal statüsü, ekonomik durumu, yaşı gibi faktörler iletişimi büyük ölçüde etkiler.

Bazı bölgelerde cemaat, yenidünyaya gelen çocuğunun kulağına ezan okutulmasında, sünnet törenlerinde, çocuklarının evlendirilmesinde, ölüm döşeğindeki hastasının yanında oturup ona dini telkin yapmasında, cenazesinin teçhiz, tekfin ve telkininde imamın yanında olmasını istemektedir. Hatta bazı aile sorunlarını ve özel durumlarını bile imam açabilmekte ve ondan çözüm beklemektedir.

Yine cemaatten bazıları imamdan namazı daha çabuk kıldırmasını isterken, bazıları da yavaş kıldırmasını istemekte, bazısı hutbeyi kısa okumasını isterken, bazısı da çok kısa hutbe okunmasından yakınmaktadır. Bu durum cemaatin yapısının din hizmetlerinin yerine getirilmesinde ne denli önemli bir yer tuttuğunu gözler önüne sermektedir.

Günümüzde toplum gelişmekte, değişip başkalaşmaktadır. Teknolojiyle birlikte gelen hızlı toplumsal değişme ve gelişme beraberinde problemleri de getirmektedir. Kuşaklar arası kopukluk, yabancılaşma ve sosyal ilişkilerin zayıflaması gibi sorunlar artmaktadır. Bu sorunlara çözüm bulmak için din görevlilerinden beklentiler de değişmekte ve artmaktadır. Kendisinden hizmet bekleyen hedef kitlenin sorunlarına çözüm, beklentilerine cevap veremeyen din görevlileri, dinin saygınlığına ve işlevselliğine zarar verebilmektedirler. Hedef kitlenin durumunun farkında olmayan din görevlisi, çok iyi bildiği hususları bile cemaatin ilgisine sunmakta zorluk çekecektir. 

Cemaatten kaynaklanan sorunların temelinde, onların yaş, cinsiyet ve kültür seviyelerine göre ilgi, bilgi ve beklenti farklılıkları yatmaktadır. Kültürlü, okumuş insanlar toplumsal ve kültürel konularda bilgi isterken, kültür ve bilgi eksikliği bulunanlar iman ve ibadet konularına ağırlık verilmesini beklemektedirler.

Bu tür problemlerin önüne geçmek için din görevlileri, insan ilişkili, iletişim, sosyal ve kültürel roller konulu kitaplar okumalı, kendilerini geliştirmelidirler. Cemaatle ilişkilerinde her zaman sıcak, içten, hoşgörülü ve güler yüzlü olmaya dikkat etmelidirler. Başarı büyük ölçüde bunlara bağlıdır.

c. Ortamdan Kaynaklanan Sorunlar:           

Din hizmetinin gerçekleştiği ortam, gerek sosyal gerek fiziksel özellikleri bakımından hizmetlerin başarılı ya da başarısız olmasında önemli etkiye sahiptir.

Cemaatin sosyal yapısı bölgeden bölgeye değişiklik arz etmektedir. Köydeki cemaatin yapısı ve beklentisiyle şehirdekilerin beklentileri bir değildir.

Yine ortamın fiziki konumu ve nitelikleri, bir başka deyişle, büyüklüğü, biçimi, rengi, aydınlanma derecesi, ısısı, sessiz ya da gürültülü olması, ses düzeni gibi birçok faktör din hizmetlerinin gerçekleşmesini olumlu ve olumsuz yönden etkilemektedir.

Her konuşmanın kendine göre bir zamanı ve zemini vardır. İmam ve Hatip sosyal çevreden etkilenen ortamı iyi tanımalı, ona göre tedbir almalıdır. Bu konuda yapabileceği önemli şeyler olmakla birlikte, sosyal çevreyi ve ortamı değiştirmesi çok zordur. Yapabileceği sadece onu bilerek davranmak ve yavaş bir değişmeyi hedeflemektir. Fiziki ortam ise daha değiştirilebilir ve kontrol edilebilir. Örneğin bir camide ibadet için daha ferah ortamın sağlanması ve ses sisteminin daha kaliteli ve kullanışlı hale getirilmesi mümkündür.

Kaynak: İslam ve İhsan

REKLAM ALANI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ