Dini ve İslami Bilgiler | Allah yolunda

Caca Bey Kimdir?

Caca Bey Kimdir?

Cacaoğlu Nûreddin ya da Caca Bey kimdir? Anadolu Selçukluları devri Kırşehir emîri; Cacaoğlu Nûreddin veya Caca Bey’in hayatı.

Cacaoğlu Nûreddin ya da Caca Bey’in babasının adı Bahâeddin Caca’dır. Cacaoğlu Nûreddin Cebrâil’in Kırşehir emîri olmadan önceki hayatı hakkında bilgi yoktur. Vakfiyesine göre İsmail ve Devlet Hatun adlarında kardeşleri ile Polat Bey adlı bir oğlu vardır.

Caca (cece, çaça, çeçe) kelimesinin Türkçe veya Moğolca olduğu hakkında farklı görüşler var. İbn Bîbî’de geçen “cem‘iyyet-i püser-i Câcâ” ve Osmanlılar devrinde Kırşehir civarındaki “Ceceli” aşireti, muhtemelen Nûreddin’in emîr olarak zikredilen babasından itibaren onların etrafında oluşan topluluk ve bakiyeleri idi.

KIRŞEHİR EMİRİ OLMASI

Caca Bey adına ilk olarak 1261 yılında 4. Kılıcarslan’ın tek başına sultan olmasından sonra rastlanır. İbn Bîbî’ye göre Nûreddin bir deveci iken Muînüddin Süleyman Pervâne’nin dikkatini çekti ve onun himayesinde Kırşehir emirliğine kadar yükseldi. Nitekim Emîrâhur Esed’in isyanı, bu sırada Kırşehir emîri olan Nûreddin tarafından bastırıldı, Aksaray ve civarında beş ay süren karışıklıklar önlendi. Sultan 4. Kılıcarslan’ın 1266 yılında öldürülmesiyle sonuçlanan olaylarda ise Nûreddin Kırşehir vilâyetindeki askerleriyle birlikte Muînüddin Süleyman Pervâne-Hatîroğlu Şerefeddin ittifakı içinde yer aldı.

MOĞOLLARA KARŞI YAPILAN İSYANA KATILDI 

1276-77 yılları arasında Anadolu’daki Moğol hâkimiyetine baş kaldıran Hatîroğlu Şerefeddin ve kardeşi Ziyâeddin’e mukavemet edemeyerek onlara katılmak zorunda kalan devlet ricâli arasında Nûreddin de vardı. İsyan bastırılınca bunlar Moğol kumandanları ve Muînüddin Pervâne tarafından sorguya çekildilerse de bağışlandılar.

Memlük Sultanı Baybars, Selçuklu beylerinin teşvikleriyle giriştiği Anadolu seferinde İlhanlıları Nisan 1277’de Elbistan ovasında yenince, Moğol ordusu saflarında yer alan esirler arasında Nûreddin ve kardeşi Sirâceddin İsmâil de vardı. Baybars bunları Suriye’ye götürdüyse de ölümünden önce hepsini serbest bıraktı. Hatta yerine geçen oğlu el-Melikü’s-Saîd tarafından kendilerine bazı yerler iktâ edildi. Nûreddin’in bundan sonraki hayatı hakkında bir kayda rastlanmamaktadır. Türbesi Kırşehir’dedir. Türbenin kitâbesi bugüne ulaşmadığından ölüm tarihi de bilinmemektedir.

VELİLERİN HİZMETİNDE BULUNDU

Eflâkî, Nûreddin’in önceden Hacı Bektâş-ı Velî’nin hizmetinde bulunduğunu, daha sonra Mevlânâ Hazretleri’ne bağlanıp onun yakınları arasına girdiğini anlatır. Mevlânâ’nın, bir yakınının kusurunu bağışlaması ve ona yardım etmesi için Nûreddin’e hitaben yazılmış iki mektubu bulunmaktadır.

YAPTIRDIĞI ESERLER

Nûreddin, vakfiyesine göre Kırşehir, Sultanöyüğü (Eskişehir), Kayseri ve İskilip’te toplam üç medrese, beş mescit, bir dârüssulehâ, bir han, bir hankah, bir zâviye, bir mektep, iki türbe vakfetmiş ve on yedi mescit ile bir zâviyeyi de tamir ettirmiştir. Bütün bunların masraflarını karşılamak için de arazi, köy, dükkân, ev, han, değirmen, fırın, hamam vb. gelirini vakfetmiştir. Bu eserlerinden kitâbeleriyle birlikte ancak üçü, Eskişehir’deki minare (1267-68), Kırşehir’in 18 km. güneyindeki Kesikköprü Hanı (1268-69) ve Kırşehir’deki medrese (1273) günümüze ulaşabilmiştir.

DÜNYANIN İLK ASTRONOMİ OKULU

Türk-İslâm kültür ve medeniyetinin en muhteşem mimari özelliklerini yansıtan Cacabey Medresesi, Selçuklular döneminde dinî ilimler yanında müspet bilimlerin de öğretildiği bir fakülte olarak kullanılmış; gökyüzünün, güneşin, ayın, yıldızların hareketlerini inceleyen bir gözlemevi olarak yıllar boyu ayakta kalmıştır.

İLK RASATHANE

Anadolu Selçuklu Sultanı 2. Gıyaseddin Keyhüsrev döneminde, Kırşehir emiri Nureddin Caca tarafından 1271-1272 yılları arasında yaptırılmıştır. Günümüzde cami olarak hizmet veren medresenin kubbesi açık ve altında su kuyusu vardır. Bu kuyuya akis eden yıldızlar tetkik edilirdi. Döneminde Astronomi Yüksekokulu” olarak hizmet veren medrese, dünyada gayesine uygun gözlemevi olarak yapılan ilk yapıttır.

MİNARE, GÖZLEM KULESİ OLARAK KULLANILMIŞ

Selçuklu devrinde yapılan medresenin taş işlemeli, tuğla örgülü, mozaik çinilerle süslü bir de kulesi vardır. Bugün, minare olarak kullanılmakta olan medrese kulesi: “Gözlem Kulesi” hizmeti görmüş, daha sonra minâreye dönüştürülmüştür. Minâreye çevrilmeden evvelki rasat kulesinin üzeri küp şeklinde bir kubbe ile kapalı idi. Rasat kulesi minarenin ışıl ışıl mavi firuze çinileri sebebiyle, halk, medreseye “Cıncıklı Cami” adını vermiştir. Minaresi; sınırlı tuğla ve çinilerle bezeli tek şerefelidir. Yapı, içten kubbe dıştan konik külahlarla örtülüdür. İçi beyaz siyah ve mavi çinilere bezenmiştir. Medrese, rasathane gayesine yönelik olarak yapıldığından üzeri tamamen kubbelerle doludur.

Kaynak: DİA, Yeniçağ

REKLAM ALANI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ